Pazartesi, Kasım 17, 2014

CİK!

Kitabın adı ne kadar ilginç değil mi? İnanın bana içi de bir o kadar da ilginç... Yalnız bu biraz 12 yaş ve altı yaşında kişiler için denebilir. Şöyle diyeyim. Ben bunu yazın okudum ve bu kitabı bir kez daha okumaya kalksam vallahi billahi sıkıntıdan ölürüm(denenmiştir). Ama bir çocuk kitabı olarak güzel bir kitap... Baş kahramanı ise bir bebek ama kolları yerine kanatları var...

Cik!

Yazar: Joke van LEEUWEN

Özgün Adı: IEP!

Resimleyen: Joke van LEEUWEN

Hollandacadan çeviren: Burak Sengir

Arka Kapaktakiler:

Üç çizgi alın. Hafifçe bükün onları. Uçlarından birbirine yanaştırın. İşte size bu öykünün başladığı yer...

Günlerden bir gün, dürbünüyle kuş gözlemlemeye çıkan Warre, çalılıkların dibinde yatan tuhaf görünümlü minik şeye rastlar.
Onun bebeğe benzeyen bir kuş mu , yoksa kuşa benzeyen bir bebek mi olduğunu bir türlü kestiremez. Etrafta kimsecikler yoktur. Warre de bu tuhaf görünümlü kuş bebeği alıp evine götürür. Karısı Tine onu kendi çocuklarıymış gibi besleyip büyütmek ister. Ama bu miniğin kanatları vardır...

Hollandalı şair-yazar Joke van LEEUWEN'IN yazıp resimlediği, birbirinden renkli kahramanlarıyla temposu hiç düşmeyen bu absürt, esprili, ilginç romanı okurken sayfalarında kaybolacak, hiç bitmesin isteyeceksiniz. Bağlanmanın, hayallerin, vedalaşmanın sıradışı öyküsü Cik!, en sevdiğiniz kitaplardan biri olmaya aday.

Mo'nun Gizemi

Kütüphane derslerimizin birisinde bu kitabı bulup okumaya başladım ve gerçekten çok saran bir kitap " Mo' nun gizemi". Bazılarınız okumuş olabilir(olmayabilir de) ama ne olursa olsun okuyun ikinci kez yeniden ilk kez hiç fark etmez. Çinli ve Japonlu bilim adam ve kadınının çatışmalarından tutun da, garip 4 tane kişinin deniz kenarındaki ilginç şeyleri toplamalarına kadar her şey var. Gerçekten okumanızı öneriyorum hatta önermiyorum okuyun diyorum...:)))

Mo' nun Gizemi:

Yazar: Gülten DAYIOĞLU

Baskı: Mayıs 2014

Yayın Evi: Altın Kitaplar Yayın Evi

Arka Kapaktakiler:

Avusturalya'ya gidiyordum. Uçakta her haliyle garip ve gizemli, genç bir adamla tanıştım. Kendisi genetik mühendisiydi. Onunla insan kopyalama olgusu üzerine, ürperti verici konuşmalar yaptık. Daha sonra o bana, roman yazmam için, yürek hoplatıcı bir serüven aktardı. Bu serüveni, birbirlerine tutkulu bir aşkla bağlı olan, Defne ve Burç adında, liseli iki genç yaşamıştı.

Böylece her sayfasında, acaba sorusuyla insanı kuşatan, bu soluk kesici roman ortaya çıktı. Ne var ki, bu olayda aklıma takılan bazı soruların yanıtlarını, hala bulabilmiş değilim:

Yol arkadaşım Burç, gerçek bir insan mıydı?

Yoksa ben, gen teknolojisi ve canlı kopyalama yöntemiyle, laboratuvarda oluşturulmuş biriyle mi yolculuk yapmıştım?