Salı, Aralık 30, 2014

Cam Kenarı

Merhabalar, bugün size Türkçe kitabında bulduğum bir yazıyı paylaşacağım umarım beğenirsiniz...

Aynı kalp rahatsızlığından aynı kaderi paylaşan iki yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark biri cam kenarında biri duvar dibinde yatıyordu.Cam kenarındaki yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı.

" Bugün deniz sakin, yine hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar. El ele tutuştular,ne kadar da yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bu günkü yemlerini arıyorlar, ne güzel de dalıyorlar suya..."

Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar, işte o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, işte işte bunun için düğmeye basmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi ama bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.

Ertesi gün hasta bakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağın yerini değiştirdiler. İşte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görebilecekti. Başını kaldırdı ve baktı. Ama gördüğü tek şey simsiyah bir duvardı...




Pazartesi, Kasım 17, 2014

CİK!

Kitabın adı ne kadar ilginç değil mi? İnanın bana içi de bir o kadar da ilginç... Yalnız bu biraz 12 yaş ve altı yaşında kişiler için denebilir. Şöyle diyeyim. Ben bunu yazın okudum ve bu kitabı bir kez daha okumaya kalksam vallahi billahi sıkıntıdan ölürüm(denenmiştir). Ama bir çocuk kitabı olarak güzel bir kitap... Baş kahramanı ise bir bebek ama kolları yerine kanatları var...

Cik!

Yazar: Joke van LEEUWEN

Özgün Adı: IEP!

Resimleyen: Joke van LEEUWEN

Hollandacadan çeviren: Burak Sengir

Arka Kapaktakiler:

Üç çizgi alın. Hafifçe bükün onları. Uçlarından birbirine yanaştırın. İşte size bu öykünün başladığı yer...

Günlerden bir gün, dürbünüyle kuş gözlemlemeye çıkan Warre, çalılıkların dibinde yatan tuhaf görünümlü minik şeye rastlar.
Onun bebeğe benzeyen bir kuş mu , yoksa kuşa benzeyen bir bebek mi olduğunu bir türlü kestiremez. Etrafta kimsecikler yoktur. Warre de bu tuhaf görünümlü kuş bebeği alıp evine götürür. Karısı Tine onu kendi çocuklarıymış gibi besleyip büyütmek ister. Ama bu miniğin kanatları vardır...

Hollandalı şair-yazar Joke van LEEUWEN'IN yazıp resimlediği, birbirinden renkli kahramanlarıyla temposu hiç düşmeyen bu absürt, esprili, ilginç romanı okurken sayfalarında kaybolacak, hiç bitmesin isteyeceksiniz. Bağlanmanın, hayallerin, vedalaşmanın sıradışı öyküsü Cik!, en sevdiğiniz kitaplardan biri olmaya aday.

Mo'nun Gizemi

Kütüphane derslerimizin birisinde bu kitabı bulup okumaya başladım ve gerçekten çok saran bir kitap " Mo' nun gizemi". Bazılarınız okumuş olabilir(olmayabilir de) ama ne olursa olsun okuyun ikinci kez yeniden ilk kez hiç fark etmez. Çinli ve Japonlu bilim adam ve kadınının çatışmalarından tutun da, garip 4 tane kişinin deniz kenarındaki ilginç şeyleri toplamalarına kadar her şey var. Gerçekten okumanızı öneriyorum hatta önermiyorum okuyun diyorum...:)))

Mo' nun Gizemi:

Yazar: Gülten DAYIOĞLU

Baskı: Mayıs 2014

Yayın Evi: Altın Kitaplar Yayın Evi

Arka Kapaktakiler:

Avusturalya'ya gidiyordum. Uçakta her haliyle garip ve gizemli, genç bir adamla tanıştım. Kendisi genetik mühendisiydi. Onunla insan kopyalama olgusu üzerine, ürperti verici konuşmalar yaptık. Daha sonra o bana, roman yazmam için, yürek hoplatıcı bir serüven aktardı. Bu serüveni, birbirlerine tutkulu bir aşkla bağlı olan, Defne ve Burç adında, liseli iki genç yaşamıştı.

Böylece her sayfasında, acaba sorusuyla insanı kuşatan, bu soluk kesici roman ortaya çıktı. Ne var ki, bu olayda aklıma takılan bazı soruların yanıtlarını, hala bulabilmiş değilim:

Yol arkadaşım Burç, gerçek bir insan mıydı?

Yoksa ben, gen teknolojisi ve canlı kopyalama yöntemiyle, laboratuvarda oluşturulmuş biriyle mi yolculuk yapmıştım?

   

    




Perşembe, Ekim 30, 2014

Aylardır Yazmadığım İçin Özür Dilerim...

Bildiğiniz gibi bu sene 7. sınıf oldum ve okulum sağ olsun bizi hiç rahat bırakmıyor... Her Pazartesi ayrı bir sınav oluyoruz ve aralara da yazılıları serpiştirdikleri için resmen nefes alamıyoruz. Bu yüzden yazamıyorum... Ama bir günlük istisnai bir durum oldu galiba. Bu durumdan şikayetçi olmayan bir öğrenci yok okulumuzda ama okul inatla ve ısrarla sınav da sınav, sınav da sınav diyor. Anlamıyorum geçen yine sınav oluyoruz Türkçeden 10 metrelik paragraflar ve başı ayrı ortası ayrı sonu ayrı bir şeyi anlatıyor. Matematikten ise otur da üstünde düşün lük sorular.. Ben de yetiştiremeyince bunaldım ve ağladım. Daha okulun kendi öğretmenlerinin bile çözemediği sorular soruyorlar. İki tane öğretmende ayrı bir şey diyor. Tabii ki de sınavım bu olanlardan sonra kötü geçti... Geçen senede TMD 3 zor gelmişti. Hatta genel kuruldan iki kez eski Matematik bölümü başkanı gelip " Evet bu sınav gerçekten zordu!" dedi. Annemin bu konudaki düşüncesi bu 3. sınavlar eleme sınavlarıymış. Offfffffff, keşke hiç büyümesek de 6. sınıftan sonra hemen 1. sınıfa geçsek ne kadar güzel olurdu.

Cuma, Ekim 10, 2014

Yeniden Merhabaaaa!!

Uzun zamandır görüşemediğimiz için çooooooook özür dilerim.
Uzun zamandır yazı yazmamamın sebebi (söylememe gerek yok diye düşünüyorum) okulların açılmış olması.Özellikle  Türkçe ve Matemetik Hocalarım sağolsun bu gidişle profesör olcaz....
Neyse şimdilik bu kadar ödev yapcam by by....

Pazartesi, Eylül 22, 2014

ARTIK HEM KİTAP HEMDE BLOG YAZARIYIM!!!!!

Yazıma başlamadan önce tatilin bitmesiyle ilgili bir şey söylemek isterim; okullar açılalı tam bir hafta oldu ve ben arkadaşlarıma kavuştuğum için çok mutluyum....Arkadaşlarımı ve okulumu ne kadar özlemişim; tabii bazıları tatil bittiği için çok üzgün (bunların arasında bende varım),genede hepimiz yeni bir yıla daha adım atmış olduk...


Artık hem blog hemde kitap yazarıyım...Dahası yazdığım kitapları milyonlar okuyor....Nasıl mı?WATTPAD sağolsun.WATTPAD ne?WATTPAD ne,evet güzel soru...WATTPAD,kitap yazıp yayınladığın bir paylaşım sitesi,sende başkalarının kitaplarını okuyarbiliyorsun başkalarıda seninkileri,eğer WATTPAD hesbı açmayı düşünürseniz (yada zaten açmış olanlar varsa) beni takip edin.Kullanıcı adım nazli-annabeth-24.
Gelelim blog yazarlığına...Öncelikler blogumuzu takip ettiğiniz için çok teşekkür ederim.Aslında blogu ilk yengemden gördük ve sonradan bizde blog açtık.Ben bloga çikolata ve paten maceramızın olduğu hafta katılmıştım.Yazıları okuyanlar bilirler neyden bahsettiğimi:-)O hafta bunun gibi bir sürü şey olmuştu...

Şimdilik görüşürüz...!

Cuma, Eylül 12, 2014

ÇOK ANİ BİR SÜPRİZ OLDU!!

Bu gerçektende çok ani bir süpriz oldu..!


Bu hafta salı günü çok normal bir gündü,küçük hanımefendiye bak,odayı o her dağıttığında kurulmuş gibi topla ve daha aklınıza insanın canını sıkan minik bir kardeşin neler yapabileceğiyle ilgili ne gelirse...
Akşam saatlerinde babam işten döndü ve gördüğüm şey beni şok etti;babam bir askeri okulda çalışıyor ve bazen oradaki öğrencilere dersleri için(askeri okul değince sadece aklınıza savaş eğitimi gelmesin aynı zamanda resim,spor,müzik gibi etkinliklerde var)eşyalar verilir ve bu sefer resim dersi için profesyonel boyalar verilmişti ve babam bana da getirmişti...Nerredeyse hayatım boyunca o boyalardan istemiştim ve en sonunda benim olduğu için çok mutluyum...                                                                                                                  
Biliyorum,benim yazılarım çok güzel olmuyor ve benim mantıksız cümlelerim canınızı sıkıyor yada ben öyle düşünüyorum ama bence blog yazmak çok eğlenceli şimdilik görüşürüz....:-D
 

Perşembe, Eylül 11, 2014

Blog Keşif Etkinliği

Herkese merhabalar beyaz begonvil ve taktakıştır giy yakıştır blogunda blog keşfi etkinliğini gördüğümde yararlı bir etkinlik olduğunu fark ettim ve bende başlatmak istedim ayrıca bende bir blog keşif etkinliği başlatarak başka blogları keşfetmek onları takip etmek ve tanışmak istedim hem de bu şekilde yeni açılan blogları desteklemiş oluruz bunun için beni izlemek yetiyor tabii ki :) ilk olarak blog linkinizi ve blogunuz hakkında kısa bir yazı bırakabilirsiniz ayrıca bu etkinliği bloglarınız da paylaşmak daha çok fark edilmemizi sağlayacaktır şimdiden çok teşekkürler ve katılan herkese çok çok teşekkürler çok öptüm :*



Eiffel Kulesi

Baştan söyleyeyim şu an bilgisayarımın üstüne yeçel damlata damlata yeçelli lavaşımı yerken size yazıyorum. Benim kulelere ve köprülere ayrı bir sapıklığım vardır( annemin deyişiyle). Hep söylemişimdir.En çok hayran olduğum ise Eiffel kulesi...

Temel Bilgiler:
Adı: Eiffel Kulesi
Tasarımcı: Alexandre Gustave Eiffel
Genel Bilgi: 324,79 metre yükseklik
10,100 ton ağırlık
4 katlı
Hayalet demir çevreli yapı
İnşaat Süresi:  28 Ocak 1887-31 Mart 1889

Tanıtım:
Eiffel kulesi demirden bir kule olup Champ de Mars üzerinde ve Seine nehrinin yanındadır.
Eiffel kulesi Fransız kurtuluşunun yüzüncü yıl anısına 1889'daki uluslararası sergi için yapılmıştır. Hayalet çelikten yapılmış olan yapı 300 m yüksekliğinde olup 1930'da New York'taki Chrysler binası yapılana kadar Dünya'daki en yüksek kule idi.
Eiffel Kulesi Paris'in sembolü oldu ve Dünya'da en çok bilinen yapılardan birisi haline geldi. Fransızlar ona demir hanımefendi manasında ( iron lady ) derler.



Pazartesi, Eylül 08, 2014

Okullar Başlamadan Önce Fırsat Buldukça Okuyim Diyorum!!!

Okumayı çok seven bir insan olduğum için bu sefer size yeni bir kitabın yorumunu yapıyorum. Kitap bir edebiyat kitabı, gençliği anlatıyor. İpek ONGUN hayatımda okuduğum( 12 yıldır hayattayım) en muhteşem gençlik kitaplarını yazan yazar bence... Annemin gözlemleyişine göre ben bu kitaplardan sonra daha bir anlayışlı olmuşum(biraz alınsamda yine de sevindim.) İşteeeee( dımtıs dımtıs ) kitapppppp...

Yaş On Yedi

Sayfa Sayısı: 190
Yazar: İpek ONGUN
Düzelti: Sedat İmza

Arka Sayfadakiler:

" Yaş On Yedi pembe ve bomboş romantik hayalleri değil, orta sınıftan gelen gençliğin gerçek durumunu ele alıyor. Bu kitabın hem aile hem de okul yaşamındaki sorunları gerçeklikle, ama umutsuzluğa kapılmadan, sağlıklı bir yaklaşımla veren, aslında ağırbaşlı olmakla birlikte gülmece öğelerini de önemseyen, gerek edebi, gerek eğitici değeri yüksek, tüm gençlerin ilgisini uyandırabilecek bir roman olduğuna inanıyorum..."

Prof. Mina URGAN

Pazar, Ağustos 31, 2014

Okuma Makinesi Gibi Okuyoruz Değil Mi???

Bu kitap gerçekten ilginç vakalarla dolu!!! Anneme göre bunlar çok normalmiş( Yani bu onun mesleği olduğu için olabilir. ) Annem senelerce acil doktorluğu yaptığı için ona da bu tür vakalar gelmiştir. Psikiyatristin hayatındaki en sıra dışı vakaları anlatan bu kitap gerçekten okuması zevkli bir kitap. Yani annem bana bunu okuyabileceğimi ( yani yaşıma uygun olduğunu söyleyince) söyleyince bir kaç günümü aldı bu kitap...



 Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
 En sıradışı vakalar

Sayfa Sayısı: 336
Özgün Adı: The Other Side Of The Couch
Yazar: Gary Small-Gigi Vorgan
Çeviri: Duygu Akın

Arka Sayfadakiler:

Tanıtım:

Gerçek hikayeler kurgudan çok daha tuhaftır. Dr. Gary Small bunu gayet iyi biliyor. Psikiyatriyle ve insan beyni üzerine çığır açıcı araştırmalarla geçen 30 yıl içinde Dr Small pek çok şey görmüş. Artık ofisinin kapılarını açmaya ve kariyerinin en gizemli, ilginç ve tuhaf hastalarını anlatmaya hazır
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri doktorun en şaşırtıcı vakalarının etkileyici kayıtlarını oluşturuyor. Bu kitap psikiyatristin zihnine ve onun giderek gelişen mesleki yaşamına yapılan aydınlatıcı bir yolculuk. Kitabı okurken kendinizi bizi insan yapan şaşırtıcı tuhaflıklar üzerine düşünürken bulacaksınız...
Sıkça komik, kimi zaman trajik ve daima etkileyici  Dr Small, sizleri kariyeri boyunca Boston'un kalabalık acil servis koridorlarından başlayıp ülke elitlerinin multimilyon dolarlık kayak localarına dek uzanan bir geziye çıkarıyor. Bu gezi sırasında birbirinden tuhaf gerçek karakterleri anlatırken histerik körlükle, penisinin küçüldüğüne inanan bir adamla, gizli sürdürülen çifte hayatlarla ve ürkütücü derecede psikotik romantik arzularla başediyor. Akıl hocası hastası olduğunda ise kariyeri ve kişisel hayatı tam bir döngüyü tamamlayarak Small' un kimsenin zihinsel araştırmanın ötesinde olmadığını anlamasını sağlıyor, kendisinin bile...

SIRA FİNALDE!!!!!!!

13 gün sonra yeniden merhaba...Evet, işte yeni kitap...!Bence serinin en güzel kitabı bu ve filminin çıkacağı yılı iple çekiyorum(o kadar bekleyebileceğimi sanmıyorum) (film 2020'de vizyona girecek!!)Doğrusu kitabı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum o kadar nefes kesici bir kitap ki...Daha diğer seri var;OLİMPOS KAHRAMANLARI,bu seri için daha güzel ve daha heyecanlı diyorlar(yani beklemesi bile heyecanlıysa okumasını siz düşünün!!)Diğer kitapta görüşürüz...! 
Not:Sevgili blog yazarı arkadaşımda blog yazarlığıma eşlik etmeseydi tanrılar ve canavarlar arasında kaybolurdum galiba ;-D
                      
         

Percy Jackson ve Olimposlular Kitap  5           

        SON OLİMPOSLU  


Sayfa sayısı:387

Özgün adı: Percy Jackson and the Last Oliympian
Yazar: Rick RİORDAN
Çeviri:Kadir Yiğit US


Arka kapaktakiler:


Tanıtım:

Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hala hayatta olduğunu söylese ne yapardınız?
Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse?
Ne yapardınız?
Percy' nin yaptığını...

Kitabın Özeti:

Şanslarının çok az olduğunu bilmelerine rağmen, melezler bütün bir sene boyunca Titanlara karşı verecekleri savaş için hazırlık yaptılar. Kronos'un ordusu artık her zamankinden daha güçlü; ve gücü, safhına kattığı her tanrı ve melezle birlikte daha da büyüyor.
Olimpos'un tanrıları her yeri yakıp yıkan Tayfun'la uğraşadursun, Kronos nerdeyse savunmasız kalan Olimpos'a, New York'a yürüyor.Şimdi bütün iş Percy ve melez ordusuna kalmış durumda.
New York Times çok satanlar listesinin müdavini olan bu dizinin son kitabında Percy'nin yıllardır beklenen on altıncı yaş kehaneti açığa çıkıyor. Batı medeniyeti, Manhattan sokaklarında büyük bir savaşla karşı karşıya ve Percy belki de kendi kaderine karşı savaşıyor olmanın korkusuyla yüzleşiyor.

Cumartesi, Ağustos 30, 2014

Bunu da Yemeyi Bitirebildim!!!

Yeniden merhaba... Çok uzun bir süre yazı yazmadığım için sizden çok özür diliyorum. Galiba kitap okumak için sorulara öyle bir dalmışım ki... Bu kitap ve serisi hakkındaki yorumum her zaman çok güzel ve harikulade olacak baştan söyliyeyim ( Sonra uyarmadı demeyin) Biraz ciddileşersek (tabii bu imkansız ama neyse) kitabı gerçekten çok sevdim okuması zevkli ve bir o kadar da maceralarla dolu bir kitap , biliyorum ki hep aynı şeyleri okumaktan bıktınız ama kitap o kadar güzel ki söyleyecek bir kelime bulamıyorum. Veeeeeee işte kitabımız...
    
Percy Jackson ve Olimposlular Kitap Dört

Labirent Savaşı

Sayfa Sayısı:365
Özgün Adı:Percy Jackson & The Battle of The Labyrinth
Yazar: Rick RİORDAN
Çeviri: Kadir Yiğit US

Arka Kapaktakiler:

Tanıtım:

Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hala hayatta olduğunu söylese ne yapardınız?
Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse?
Ne yapardınız?
Percy' nin yaptığını...

Kitap Özeti:

Percy, yeni okulunun düzenlediği alıştırma gezisinin eğlenceli olacağını zaten düşünmüyordu.Eski bir ölümlü tanıdıkla beraber iblis ponpon kızlarla mücadele etmesi gerekince bu gezi iyice içinden çıkılmaz hale geliyor.

Olimposlular ile kötü Titan Lordu Kronos arasındaki savaş gittikçe körükleniyor. Her an istilaya açık durumdaki Melez Kampı bile artık sihirli sınırlarıyla bir zamanlarki güvenli yer değil. Titan ordusunun baskınını engellemek için Percy ve diğer melez dostlarının karanlık bir labirentten geçmesi gerekiyor, her bir köşesinde başka kötü süprizler bekleyen, sürekli yenilenen, üstelik canlı bir labirentten...


Pazartesi, Ağustos 18, 2014

İŞTE YENİ BİR KİTAP DAHA!!!

        İşte Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yeni bir kitabı daha...Bence bu kitap Şimşek Hırsızı ve Canavarlar Denizi'nden daha güzel ve daha macera dolu.Anlıyacağınız bir solukta okuyabileceğiniz bir kitap...
        Veeeeee hepimizin heyecanla beklediği olay;kitabın filmi..!Şimşek Hırsızı'nınki 2010 'da ,Canavarlar Denizi'ninki ise 2012'de vizyona çıkmıştı .Titan'ın Laneti ise seneye 8 Şubatta çıkıcak.Eğer kış tatili için yapıcak bir şey bulamadıysanız bence bu filmi kaçırmayın...:-D


Percy Jackson ve Olimposlular Kitap Üç

 TİTAN'IN LANETİ

Sayfa sayısı:306
Özgün adı:Percy Jackson and Olympians - The Titan's Curse
Yazar:Rick Riordan
Çeviri:Kadir Yiğit Us

Arka kapaktakiler:

Tanıtım:

Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hala hayatta olduklarını söylese ne yapardınız?
Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağan üstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki yaratıklar düşse?
Ne yapardınız?
Percy'nin yaptığını...
New York Times listelerinde birinci sıraya oturup satış rekorları kıran ve ödüllere doymayan Percy Jackson ve Olimposlular serisi üçüncü kitapla devam ediyor!

Kitap özeti:

Yunan tanrılarının ve melezlerin dünyası büyük bir savaşa hazırlanıyor.Bu savaş her şeyi yakıp yıkacak ,geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracak bir savaş olabilir!Percy'nin şimdi kendisi gibi güçlü arkadaşlarına ihtiyacı var,yeni tanıştığı gizemli melezler ona destek mi olacak köstek mi?

Titanların efendisi Kronos en büyük tuzağını kurdu, tanrıları ve melezleri bekliyor!Serinin bu üçüncü kitabında Percy bugüne kadarki en korkunç gerçekle yüzleşiyor: Titan'ın Laneti.Bu lanete sadece en güçlüler karşı koyabilir, peki Percy bunu başarabilecek mi?.. 

Çarşamba, Ağustos 13, 2014

HIIIIIIIM Bu Kitabın Tadı da Süpermiş!!!!

İlk önce kendi yorumum:Kitapta yeni bir maceraya göğüs geriyorlar ve garip bir şekilde babası Percy'ye süpriz yapıyor. Bu kitap serinin 2. kitabı ve 1. kitaptan daha güzel bence. Elime aldığım günde kitap bitti. Okuması zevkli bir kitap ve tabii ki de bununda bir filmi var.

Filmin de ise yine büyük gösterilmelerine rağmen bu seferinde Annabeth saçlarını sarıya boyattırmış ve üstüne kıvırcık bir hale getirmiş. Kitabın içinde anlatılanlardan maceraların bazıları çıkarmış ama bazıları eklenmiştir bu da filmine ayrı bir güzellik katmıştır, izleyin derim...


Percy Jackson ve Olimposlular Kitap İki 

Canavarlar Denizi
Sayfa Sayısı: 282
Özgün Adı: Percy Jackson & The Olympians - The Sea Of Monsters
Yazar: Rick Riordan
Çeviri: Kadir Yiğit Us

Arka Kapaktakiler:

Tanıtım:
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hala hayatta olduğunu söylese ne yapardınız?
Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse?
Ne yapardınız?
Percy' nin yaptığını...

Kitap Özeti:
Percy' nin tuhaf macerası devam ediyor! Bu sene geçen seneye oranla epey sakin geçmişti, meydana bir tane bile canavar çıkmamıştı? Fakat bir yakantop oyunu her şeyi alt üst etmeye yetti. Serini bu ikinci kitabında Melez Kampı'nın sihirli sınırının zayıflaması herkesi dehşete düşürüyor, birisi çok zalim bir planı uygulamaya koydu bile. Percy ve melez arkadaşları bu işe el atmazlarsa yarı tanrıların bu güzel sığınağı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya!
Canavarlar Denizi'ne uzun bir yolculuk ve büyük aile sırları Percy'nin hayatını cehenneme çevirecek. Bir Yunan tanrısının oğlu olmak bir şeref mi yoksa bela mı, işte bu kitapta belli olacak...


Salı, Ağustos 12, 2014

Kolay CD Kaplaması

Yeniden merhaba size yazmayı baya bir olmuş değil mi ama şimdi sizinleyim işte eğer benim gibi üşengeç bir insansanız size çok güzel haberlerim var. Artık Cd korumak için dışarı çıkıp o gereksiz yere pahalı olan kaplara para vermeniz gerekmiyor.Bir CD aldınız ve önemli olduğu için onu saklamak zorundasınız işte bu yöntem hem koruyucu hem de kolay...





İlk önce malzemeler: Bir kağıt ve ( tabii ki de) bir CD 

 CD' yi fotoğrafta gördüğünüz gibi kağıdın üzerine yerleştiriyoruz

Sonra tam çizgiden iki yanı da katlıyoruz... 

 Ondan sonra bu şekilde ortaya doğru katlıyoruz...

Ve yeniden ortaya doğru katlıyoruz...

Sonra içini açıp iki yandan üçgen şeklinde kıvırıyoruz... 

Onu da içine sokuşturuyoruz... 



       Ve işte sonuç...

Çarşamba, Ağustos 06, 2014

BAYKUŞ

BAYKUŞ

Öncelikle bayramınız kutlu olsun ;-))))
İşte yeni bir ojeyle karşınızdayım...Bu sefer ise baykuş deseni yaptım.Biraz zorlandım ama yaptım.Ama siz bu ojeyi istediğiniz renklerde yapabilirsiniz.
Bu arada Şimşek Hırsızı'nı bende okudum,gerçekten mükemmel bir kitap ve çok sürükleyici.Ben şu anda serinin son kitabı olan Son Olimposlu'yu okuyorum bence serinin en güzel kitabı buydu.:-D 
Ben bu ojeyi bu kitptaki Annabeth adlı melezin (melez yarı tanrı yarı insandır) annesi olan Athena'nın ,yani Bilgelik ve Savaş Stratejisi Tanrıçası, sembolü olan baykuştan esinlendim umarım beyenmişsinizdir.Şimdilik bııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııy!!!

Perşembe, Temmuz 31, 2014

Yiiilup Bir Kitap Daha Yuttum!

Ben kendi yorumumla başlamak istiyorum: Şimşek Hırsızı okuduğum ve okuyabileceğim en iyi kitaplardan biriydi. Yani Rick amcacığım bu işte çok başarılı, elime kitabı aldığım anda yilup diye yuttum. O yüzden şu an tüm arkadaşlarıma tavsiye ediyorum( bunlara siz de dahilsiniz).Aslında ben mitolojik kitapları hiç sevmem amma ve lakin şu an elime böyle bir kitap geçse siz düşünün neler olacağını...
Filminde ise Annabeth'in saçları siyah ve düzdü. Normalde bunun sarı ve kıvırcık olması gerekiyordu. 
Filminde bazı maceralar eklenmiş ama bazıları ise çıkarılmıştı. Mesela Percy'nin 12 yaşında olması gerekiyorken filmde biraz daha büyük(en az lise 1 de) gösterilmişti. Yine de izlemenizi tavsiye ediyorum.

Percy Jackson ve Olimposlular Kitap Bir
Şimşek Hırsızı
Sayfa sayısı:363
Özgün adı: Percy Jackson&The Olympians-The Lightning Thief
Yazar: Rick Riordan
Çeviri: Kadir Yiğit Us



Arka Kapaktakiler:

Tanıtım:
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hala hayatta olduklarını söylese ne yapardınız?
Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz?
Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız?
Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse?
Ne yapardınız?
Percy'nin yaptığını...

Kitap Özeti:
İşte karşınızda Percy Jackson. 12 yaşında, hiperaktif, okuma yazmada sorunları olan ve başı beladan bir türlü kurtulmayan bir çocuk!Peşine takılan, ne olduklarını bir türlü anlayamadığı birtakım doğaüstü yaratıklar da cabası!Bütün bunların sebebi aslında babasının bir Yunan tanrısı olması, fakat sorunları çözmek tamamen Percy'ye kalmış durumda.
Serinin bu kitabında Percy kendini ispatlamak için Zeus'un çalınan şimşeğini bulup hırsız olmadığını herkese göstermek zorunda kalıyor. Yıllardır görmediği babasıyla yüzleşmeyi ve tanrılardan bile daha güçlü bir hazineyi ortaya çıkarması ise apayrı bir hikaye...


Salı, Temmuz 29, 2014

Bayram Ojem

Merhaba ilk olarak diyorum ki: bayramınız kutlu olsun... Mutlu bir bayram olmuştur umarım.Tabii ki de ben yeniden bir oje sürdüm. Aslında ben değilde annem sürdü çünkü ben taşırırsam çıkmazmış vesaire vesaire.

                Annemin sürmesi de işime gelmedi sayılmaz(biraz üşengeç bir arkadaşım yazısını okuyorsunuz da). Neyse bu sefer sürülen renk çok tatlı bir serinin rengi; flormar yeni bir seri çıkardı "beauty toys" diye, adı üstünde çok tatlı renkler bulunduruyor içinde, benim kullandığım renk ise şeker pembesi. Eğer almak isterseniz diye söylüyorum numarası: BT10. Gerçekten de çok tatlı bir renk... :)))))))))) 

Perşembe, Temmuz 17, 2014

Çok Özledik!

Bildiğiniz gibi bu blogu iki kişi kuzenimle yönetiyoruz. 1 Temmuz'da biz Ankara'dan döndük ve 13 Temmuz'da onlar Samsuna geldi. Birbirimizi gördüğümüz anda klasik arkadaş sarılması ( çığlık çığlığa bir sarılma) gerçekleştirdik tabii hemen bizim havuza atladık. Akşam güneşi havuza vurduğunda çok güzel olurda.        
         Neyse bizim küçük hanımefendilere çaktırmadan (çaktırmadan dediğim evin içinde paldır küldür çıktık ondan sonra ben saatimi unuttuğumu anladım 12. kata yeniden çıktık ve saatimi zili çalarak aldıktan sonra) havuza indik. Annem havuza inmemiz için 1 saat izin verdi çünkü yoldan gelmişlerdi ve yorgunlardı ( ama Nazlı'nın hiç yorgun bir hali yoktu)
                     
           Neyse havuzda oynadıktan sonra yukarı çıktık pıtır pıtır banyolara gün böyle geçti. hadi bıııııııııııııııy!!!!!!!!! 

Cuma, Temmuz 11, 2014

ÇİÇEK


ÇİÇEK
Evet,diğerine çok benziyor ama bu çiçek desenli.
 Yeni oje sürmek için aseton alınmasını beklemek zorundayım.Çünkü kardeşim tüm asetonu yere döktü.
  Kardeşime de kalpli çizmiştim ama fotoğrafını çekemedim.
  Artık bende Nihan da ojeleri yayınlaya yayınlaya blogu oje bloguna çevirdik.Ama ben birazcık oje yayınlamayı bırakacağım:-( Neyse bıııııııııııııııııııııııııııııııııııy:-)
NOT: Samsun'a gitmemize 2 gün kaldı...:-D
NOT-2: Bu sefer çok bir şey yazamadığm için özür dilerim.

KURDELE

KURDELE

 NOT:Bence Nihan'ın uğur böcüğü çok güzel olmuştu.Bende kurdele deseni yaptım.Bu arada Nihan'a krema desenimi beğendiği için teşekkür ediyorum.
      Bu ojeleri yapmak için çok uğraştım.Yani sol elimde çok uğraşmadım ama sağ elimde çok uğraştım.(aslında her oje sürüşümde sağ elimde çok zorlanırım)Fark ettiyseniz ojelerimin fotoğrafını çekerken sol elimi çekiyorum çünkü o elimdeki ojeler daha düzgün oluyor.
     Şunu söylemek isterim ki krema desenini açık pembe üzerine değil siyahın üzerine yapıcaktım ama annem siyah oje zor çıkıyor diye sürdürtmedi. Nihan'ın söylediği gibi bu ojeleri istediğiniz renklerde yapabilirsiniz. ;-)  

Perşembe, Temmuz 10, 2014

Uğur Böcüğü

Not: Açık söyliyim Nazlı'nın yaptığı krema desenini kıskandım ve sonuç olarak bende uğur böcüğü yaptım.
Evet arkiler nabersiniz? Bugün yeni bir oje deseni yaptım falan filan. Sadete gelelim bunu yaparken çok  eğlendim eminim ki sizde çok eğleneceksiniz.
Uğurböcüğü yaparken ilk önce kırmızı ojemizi sürdükten sonra siyahla kanatlarını ayırın. Ve ondan sonra başını yapın beyaz gözlerinin siyah göz bebekleri olsun ve siyah benekleri olsun bu kadardı. Eminim yaparken eğlenmişsinizdir. İsterseniz bunu farklı tonlarda ya da renklerde yapabilirsiniz... biiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiy :)) <3<3<3<3<3<3 

Çarşamba, Temmuz 09, 2014

KREMA DESENİ


      KREMA DESENİ

  Herkese yeniden merhaba!İşte ikinci yazımla karşınızdayım,söz verdiğim gibi bu yazımı daha iyi yazacağım.  
  Bu gün,ilk defa ojeyi sade sürmedim ( kendime ilk defa diyelim),krema desenli sürdüm.Tabii bizim 1 numaralı küçük hanım yani benim kardeşim,ilk önce kendine sürdürdü.
   Kardeşimin tırnaklarının fotoğrafını çekemedim,zaten çeksem de tırnakları çok küçük olduğundan ojeleri çok net göremezdiniz.Ama kendi tırnaklarımın fotoğrafını çektim.
   Biliyorum,çok güzel olmadılar ama ilk denememdi.Tamam,belki şu anda ''Ay!Bu kızda taktı ilk denemelerine..!'' diyor olabilirsiniz ama ilk denemelerim beğenilmez diye korkuyor olabilirim yada bunu mazeret ediyor da olabilirim bende bilmiyorum.
    Neyse,bence ilk denemelerim denemeye değerdi ve çok eğlenceliydi:-D,yazımı bitirmeden önce bir şey itiraf etmek istiyorum; ''Bence ilk yazım daha güzel olmuştu,sizce hangisi..?''
   
                                                                                                                                                                                                             

Salı, Temmuz 08, 2014

Kitabım: Hayat Ayracı

işte bir bölüm daha:)))))))))))))))
Salı,
Bugün çooooook güzeldi. Unutmak istemediğim için hemen sana yazmak istedim. Bu yüzden anlatmaya başlıyorum; Sabahleyin birazcık sıkıcıydı çünkü dersimiz Almancaydı. Öğretmenimiz sınıfın isyanına rağmen devam edip ders anlatıyordu.
_Çocuklar, sessiz olun!! Feryadıyla kendime geldim. Sonra         ‘ hayatımın erkeği’ diye tanımladığım Oğuz yanıma geldi ve mahfolmuş hayatımı mutlu etti. “ Hafta sonu bizim evde bir parti var, gelmek ister misin?” dedi. Ben heyecandan sadece ‘evet’ anlamında başımı sallayabildim. Ne kadar mutluyum anlatamam. Tabii bunu bana soran kişi sarı saçlı, mavi gözlü ve uzun boylu bir insan olunca insan böyle oluyor. Neyse ki okul bitti ve servise bindim ve o meşhur yazılarımdan birisini yazdım.

Aşık olmak…
Aşk!!! Hayatım boyunca bu duyguyu merak ettim ve bugün oldu işte. Bugün ben aşık oldum. İnanılmaz bir duyguydu çünkü aşk bir hayat, aşk bir yenilik ve aşk bir şanstır. Ahhh, o duygu! Asla unutmayacağım.

Tabii müzik benim hayatım olduğu için bu meşhur yazılarımı müzik dinlerken yazıyorum. Bunları yazmak çok zevkli oluyor. Sonra eve geldim ve misil misil odama geçtim ve şimdi sana yazıyorum…

Çarşamba,
Bu olanları Naz’ a anlattım ve ağzı açık kaldı. Neyse bugün İzmir’ e gideceğimizi öğrendim. İrem’i görecektim. Aramızda iki yaş farkı olduğu için birbirimize birbirimizin adlarıyla sesleniyorduk. Onu çoooooook seviyorum tabii bazen ona “süslü” diye seslendiğim oluyor. O da bana “ notalı” diye sesleniyor. Neyse geçen gün telefon almış ve kaybetmiş arkadaşım Naz’ a bağlanıyorum. “ Offf! nasıl kaybettim, son model bir telefondu. Allahım yaaaaa!!” diye feryat basıyordu. “ Olsun canım sen nasıl kaybettin bakim? Hımm?”diye sorunca sinirleri bozulup hüngür hüngür ağlamaya başladı. Zar zor durdurdum ağlamasını ama yine de direnip nasıl kaybettiğini anlatmadı. Gün böyle geçti akşam elime bir tane dondurma bir de kola alarak eve girdim annemin sorduğu hiçbir soruya cevap vermeden odama gittim ve bir gün sonra olacak sınavıma çalıştım. Çoooooooooooooook sıkıcı bir gündü…

Pazartesi, Temmuz 07, 2014

Consver Desenim

Bu başlığı koymamın nedeni: kardeşimin converse yerine "consver" demesi. Allahım o dedikçe yerlere yatıyorum gülmekten. Bugün çok ısrar etti oje sür bana oje sür bana diye. Ben de internette videolara bakarken aha yaşadık consver videosu dedim ve açtım bakalım siz beğenecek misiniz?

 PATEN MACERAMIZ

NOT:Bu ilk yazım ,bu yüzden çok güzel olmamış olabilir.Ama bir daha kini daha güzel yapmaya çalışacağım.
Henüz iki yıldır paten kayıyorum (sadece yazları),artık daha iyi kaydığımı fark ettim .Tabii paten kayarken korumalıklar (dizlikler,dirseklikler,bileklikler ve kask) takmamız gerekiyor.Çok eğlenceli bir spordur tavsiye ederim sadece düşmemeniz gerekiyor.Ama ilk başlarda ne kadar çabalasanızda düşersiniz.Geçen sene babam kuzenime de paten kaymayı öğretti.Bu sene Ankara'ya geldiklerinde kuzenimle beraber bol bol paten kaydık.Çok iyi kaymamıza karşın;ağır çekimle görüntüleniyormuş gibi düşüyorduk.O kadar komik bir manzara ki!!!Tabii bizim küçük hanımlarda boş durmadılar; biz patenden döner dönmez kardeşim babamın paçasına yapıştı ve ''Baba... seni çok sevdiğimi biliyor musun?Hadi parka gidelim...'' :-D Kuzenim bunu duymamış olabilir ama ben duydum. Zaten bu onun ikna etme sanatıdır.Kabul ediyorum ana sınıfına yeni başlamış olan bir kız için biraz fazla ama bizimki biraz (aslında çoooooooook fazla) fingirdek:-D Diğer kuzenim 2 numaralı küçük hanımda ''Evet ağabey lütfen...'' (bizim ailede enişte sözü çok kullanılmazda).Sonra hanım efendiler üstlerini giyinip dışarı çıktılar.Bizde tablete ve telefona yapışıp Subway Surf oynadık,biraz sohbet ettik ve sonra klasik bir gün geçirdik. Eversi gün bizim sitede oturan (arada bir karşılaştığım, hafif kilolu ,7 yaşında şirin bir kız) önceki gün bizi görmüş ve benim patenlerimin aynısının çocuklar için olanı almış (yaşıma göre büyük ayakalarım olduğu için ben yetişkinlerinkinden almak zorunda kaldım), babam ona da öğretti .Kayarken o kadar tatlı görünüyordu ki...Eve döndüğümüzde küçük hanımlar bizi bekliyordu.Çünkü onlara oje sürme sözümüz vardı.Babam içeri yengem, dayım ve annemin yanına oturmaya gitti.Bizde odama geçipoje sürmeye başladık.Kuzenim bu konuda çok yetenekli söylememe gerek yok zaten blogda bazı yaptığı ojeleri paylaşıyor.Elimde fotoğraf olmadığı için gösteremeyeceğim ama şunu söyleyebilirim; her birimize farklı iki renkte desenler yaptı ben en çok tek rengi, çizgiliyi ve zar desenini sevdim...Her birimize farklı bir zar deseni çizdi benimki 4' tü. Çok eğlendik... Ve eversi günün öğleninde (13:00-13:30 gibi) Samsun' a geri döndüler.Bu pazar da biz Samsun' a gitçez ve paten kaymaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.Bu ilk yazımdı umarım beğenmişsinizdir <3 

Perşembe, Temmuz 03, 2014

Rüzgar Gülü: Çikolata Hasretim

Rüzgar Gülü: Çikolata Hasretim: Evet, herkesinde bildiği gibi çikolata çok sevilen bir atıştırmalıktır. Hatta ben bayılırım ve bildiğiniz gibi de(aslında bilmiyor olabilirs...

Çikolata Hasretim

Evet, herkesinde bildiği gibi çikolata çok sevilen bir atıştırmalıktır. Hatta ben bayılırım ve bildiğiniz gibi de(aslında bilmiyor olabilirsiniz) çikolata mutluluk hormonu salar. AAyyyy çikolata dedikçe bile içime bir mutluluk geliyor. Hikayemiz Ankara'da kuzenlerimin yanında geçiyor. Kuzenlerimle eğlenirken markete giriyoruz ve orada çikolata görüyoruz (gerisini tahmin ettiniz işte). ve çikolata alıyoruz tabii ki de o gün hava Ankarada 36 derece ve bizim çikolatalar erimiş. Tabii küçük hanımlarınınkiler( kardeşlerimizinkiler) dolaptan alındığı için rahat rahat yediler bir de bizim gözümüzün önünde. Allahım ne biçim kıskandık( kuzenimle) ben bir elimdeki çikolataya bir de kuzenim Nazlı'ya bakıyorum. Kursağımda kaldı. Çikolatayı yiyemedik neyse eve döndük tabii biz Nazlıyla çikolataları buzluğa attık ve 1 buçuk saat boyunca paten sürdükten sonra aldık çikolataları geçtik kardeşlerimizin önüne ballandıra ballandıra yedik. Tabii bizimkiler soruyor annelere " Bizim çikolatalarımız nerde?" "yaaaaa!" diye ağlamaya başlamazlar mı biz kahkaha tufanına girdik. En az bir 15 dakika gülüyoruz Nazlıyla!!!!!! İşte hafta sonu çikolata maceramız böyle geçti... :))))))))))))))

Cuma, Haziran 27, 2014

Yazar Oldum!!!!

Bir kitap yazdığımdan bahsetmiştim değil mi? Bu o kadar zevkli bir şey ki!! Kesinlikle elinize bir kalem ve kağıt alıp bir hikaye yazmaya başlayın ve şimdi ise bomba kısım ( kitabımı okumak isteyenler için): kitabımın içindeki bölümleri gün gün yollayacağım bakalım siz ne diyeceksiniz? Evet işte ilk bölümü:
                           Karakterlerim:
Aslı:  Müziği seven, orta boylu, gözleri mavi ve saçları siyah, zayıf ve çok tatlı bir insan…
Nazlı: Aslı’nın en yakın arkadaşı, resim yapmayı çok seviyor, kilosu orta boyutlarda,  Aslıdan biraz uzun…
Oğuz: Çok yakışıklı, sarı saçları ve mavi gözleriyle herkesi büyülüyor…
Derya: Süslü fakat bir o kadar anlayışlı, kendisine çok iyi bakıyor, resim yapmayı seviyor…
Melis: Derya’nın en yakın arkadaşı, psikoloji bölümünde okumak istiyor (hakkını vermemek lazım, bu konuda iyi)
Bahar: Çok mutlu bir insan, her şeye gülüyor fakat bir o kadar da duygusal…
Serkan: Şakacı fakat çok kurnaz, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi seven bir insan…
Volkan: Serkan’ın en iyi arkadaşı,o da şakacı bir insan…
Yelda Hanım( Edebiyat  Öğretmeni ): Çok tatlı bir insan, giyiniş tarzı çok güzel ve öğretmenliği çok seviyor…
Emrah Bey ( Tarih Öğretmeni ): Biraz sert olmasına rahmen çok şakacıydı, tarihe kendini bir kaptırdı mı öylece öğrenciler onu izleyerek tarihi seviyorlar

Nazif Bey ( Matematik Öğretmeni): Çok yumuşşak bir ses tonu var. Dersinde uyuyan birini görünce sırtına bir tane vurduğu için dersinde herkes ayınık oluyor. Derslerinde çok eğleniliyor.

Pazartesi,
Bu sabah belki hayatımın en garip uyanışını yaptım. Rüyamda bir konserdeydim ve dinlediğim şarkıcı “ Aslı! Uyan Aslııııı!” diye bağırıyordu. Hoş kalktığımda onun yerinde annem duruyordu ve o da aynı şekilde bağırıyordu. “Ya bu kaçıncı oluyor yeter artık! Aşağıda servis durmuş seni bekliyor ve sen hala uyuyorsun!” diye söylenmeye başladı. Ben öyle bir hızla kalktım ki kendimi duvara vurmamak için zor engelledim. Ben giyinirken annem de yanımda durmuş söylenmeye devam ediyordu. Sonunda aşağı indim ve servisin gitmediğini görünce çook rahatladım. Sorulan hiçbir soruya cevap vermeyerek kendime bir yer seçip oturdum. İki dakika sonra okuldaydım. Oflaya puflaya okula girdim. Yine derse yetişememiştim. Sonra matematik öğretmenimin anlattığı dersi dinlemeye çalışıyordum ama olmuyordu işte yapamıyordum düşüncelere dalıp gidiyordum. Okula yeni bir kız olarak başladığım için tek bir arkadaşım vardı. Adı Nazlıydı. Ben ona kısaca ‘Naz’ diyordum. Aynı sitede oturduğum için onunla kolayca görüşebiliyordum. Neyse ki sonunda ders bitti ve teneffüs zili çaldı.
_ Canın çok sıkkın gözüküyor, dedi
Canım arkadaşım beni nasılda tanıyordu.
_Sabah yine geç kaldım.
_Bu kadar küçük bir şeye canını sıkma, dedi.
_Üffff, neyse! Eeee? Senin Pazar günün nasıl geçti?
_Nasıl olacak sıkıcı, dedi.
_Niye?
_Bütün pazar günümü evde ders çalışarak geçirdim.
_Bende, dedim.
Tam o anda ders zili çaldı ve derse girdik. Öylece devam etti gün. Sonunda okul zili çalmıştı. Eve gelmiştim. İçeri girdiğimde annem benim yanıma dikilmiş bana çok sinsi ve mutlu bakışlar atıyordu. Belli ki onu bir şey çok mutlu etmişti. Bana döndü ve “Bugün ne oldu bilemessin. Banka müdürlüğü teklifi geldi.” Annem bir banka müdürü yardımcısıydı zaten şimdi bir banka müdürü olmuştu. Annemle birbirimize sarılmış zıplıyorduk. Ta ki babam gelinceye kadar. Manzarayı düşünemessin. Babam bizi annemle zıplarken gördüğünde bir şaşırdı bir şaşırdı ki annemle birlikte bu sefer onun yüz ifadesine gülmeye başladık. Sonra ben teşrif edip babama müjdeyi verdim. Babamın yine ağzı açık kalınca biz ayrı bir kahkaha tufanına tutulduk. İşte böyle bir gündü… 



Nasıl olduğu hakkında yorumlar bekliyorum:)))))))

Pazartesi, Haziran 23, 2014

Rüzgar Gülü: İlk Blogum

Rüzgar Gülü: İlk Blogum: İlk blogumu açtım işte çok zevkli olan bu blog işine galiba ben de girdim. Evet blog açmamın nedeni aslında yazın başka bir şey yapamıyacak ...

Pazar, Haziran 22, 2014

Siyah Beneklim

Anamın yavrusu olarak yaptığım bu iş onu çok gururlandırdı
(annem el işlerini yapmayı çok sever de). Fakat annem bunu başaramıyor ve böyle olması beni daha da bir yükseltti. Bunu yapması o kadar zevkli ki elinizde bir oje kalemi varsa hemen başlayın(bunun yerine toplu iğne başı da kullanabilirsiniz.)beyaz oje sürdükten sonra farklı renklerde benekler yapabilirsiniz.Ben burada örnek olsun diye siyah yaptım ama siz bunu farklı renklerde beneklerle de yapabilirsiniz. Sonuç böyle, elimde gören herkes çok beğendi. Bence sizin ellerinizde de güzel durucaktır.

Annemin Yaz Tatili Uygulaması

                 Annem bana yaz tatilinde okuldan kalan soru kitaplarını bitirmem için nasıl bir uygulama çıkarttı bir bilseniz. Soru kitaplarından artık böyle kurtulmak münkünmüş blahblahblah..her alacağı kitap için sayfa başına 2 sorucukmuş ve düşünsenize kitap öylece kitaplığınızda dururken siz onu alıp okuyamıyorsunuz. Allahım en nefret ettiğim şey bir nesnenin alabilecek kadar yakının da olması ama senin bunu alamaman. Offffffff çok madurum, madurum madurum da madurum! :((((((( ama yinede yılmadım ve 500 soruyu iki gün içinde hallettim ve kitabıma ulaştım.
Uyarı: Eğer anneler bunu okuyorsa sakın çocuklarınıza uygulamayın insanı deli ediyor çünkü. Eğer siz çocuklar bunu okuyorsanız sakın bundan annelerinize söz etmeyin!!!!!!!



Cumartesi, Haziran 21, 2014

Kötü haber blog adımı değiştirmek zorunda kaldım ama yılmayın... zuhahahahaha ;)

İlk Blogum

İLK BLOGUM ''PATEN MACERAMIZ''