Cuma, Mayıs 29, 2015

Uyumsuz

Kitap yorumum: İlk olarak bu kitabın filmini izledim. Arkadaşlarım da öneriyordu. Filmini de beğenince kitabı bir okuyayım dedim. Aslında iyi ki de demişim çünkü çok güzel bir kitap. Geleceğin Chicago'su hakkında yazılmışbir kitaptır.

Uyumsuz



Sayfa: 520
Çevirmen: Uğur Mehter
Türkçe: 2012
Yayınevi: Artemis
Çıkış: 2011
Seri: Divergent / Uyumsuz 

Beatrice Prior’ın Chicago’sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik.
Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda.
Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez.
Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.
Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor!

Çarşamba, Şubat 25, 2015

Müzik Hayatıma Başlangıç

Hani derler ya " Ben piano çalıyorum." "Ben çok iyi çalarım." diye.Bence bunları söyleyen insan kendini kandırıyordur. Çünkü kimse ( benim kadar DERMİŞİM) çok iyi piano çalamaz. Eğer çalarsa da o artık ünlü olmuştur. Ben şu yönden şanslıyım ki benim öğretmenim birazcık yaşlı olmasına rağmen bu konuda doçentlik yapmış. Ve size söyleyebilirim ki gerçekten çok iyi. Yani Samsun'da herhangi bir öğretmene gitmek bir yana Tahire Öğretmen'e gitmek bir yana... Ben şu an grade atladım ve 6. grade'deyim. Benim öğretmenim kolay kolay grade atlatmazda... Ne kadar çok övsem ve sevsem de. Kadının sonunu ben getircem herhalde. Kadın neredeyse her derste eliyle göğsünü ovuşturarak: " Şuralarıma bir şeyler oluyor Nihan!" diyor. Artık annem de sinirlendiği zaman kadının taklidini yapmaya başladı.




Pazar, Ocak 18, 2015

Tudem Heyecanı

Bildiğiniz gibi 17.01.2015 tarihin de yapılan tudem sınavına giriş yaptım. Bu sınava ne kadar zor deseler de ben bunun öğrencileri elemek amaçlı yapıldığını düşünüyorum. Ve inanmazsınız benim hayatımda girdiğim en basit tudem sınavı oldu. Annem "ya bizimki kademe atladı, ya da sınav çok basitti." diyor. Tabii dalgasını da geçiyor bu konuda.Annem "İş Sağlığı ve Güvenliği" sınavına girdi  ama ben ona böyle şeyler demedim. Neyse böyle laflar çok hoşuma gidiyor( manyak mıyım ne?). Şu an umutsuz bir şekilde cevap anahtarlarını bekliyorum ama bunun bir anlamı yok.Çünkü optikler genel kuruma ulaşmadan ben cevapları göremeyeceğim ve kargo hafta sonları çalışmıyor. Yani anlamak istemiyorum denebilir. Manyak gibi saat başı tudem sınavının cevap anahtarları geldi mi diye bakıyorum ama kendimde biliyorum ki cevap anahtarları en erken bir dahaki hafta cuma günü açıklanacak. Bir de ben hiç sınav stersi alamadım neden bilmiyorum. Bahçeşehir beni sınav manyağı mı yaptı? Artık sınavlardan önce heyecanlanamıyorum ... Böyle bir hafta sonum oldu ve umarım sizinki iyi geçmiştir. Yorumlarınızı bekliyorum.Siz bana bu konuda ne diyeceksiniz merak ediyorum...

Hoşçakalın!!!!!!

Salı, Aralık 30, 2014

Cam Kenarı

Merhabalar, bugün size Türkçe kitabında bulduğum bir yazıyı paylaşacağım umarım beğenirsiniz...

Aynı kalp rahatsızlığından aynı kaderi paylaşan iki yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark biri cam kenarında biri duvar dibinde yatıyordu.Cam kenarındaki yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı.

" Bugün deniz sakin, yine hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar. El ele tutuştular,ne kadar da yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bu günkü yemlerini arıyorlar, ne güzel de dalıyorlar suya..."

Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar, işte o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, işte işte bunun için düğmeye basmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi ama bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.

Ertesi gün hasta bakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağın yerini değiştirdiler. İşte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görebilecekti. Başını kaldırdı ve baktı. Ama gördüğü tek şey simsiyah bir duvardı...




Pazartesi, Kasım 17, 2014

CİK!

Kitabın adı ne kadar ilginç değil mi? İnanın bana içi de bir o kadar da ilginç... Yalnız bu biraz 12 yaş ve altı yaşında kişiler için denebilir. Şöyle diyeyim. Ben bunu yazın okudum ve bu kitabı bir kez daha okumaya kalksam vallahi billahi sıkıntıdan ölürüm(denenmiştir). Ama bir çocuk kitabı olarak güzel bir kitap... Baş kahramanı ise bir bebek ama kolları yerine kanatları var...

Cik!

Yazar: Joke van LEEUWEN

Özgün Adı: IEP!

Resimleyen: Joke van LEEUWEN

Hollandacadan çeviren: Burak Sengir

Arka Kapaktakiler:

Üç çizgi alın. Hafifçe bükün onları. Uçlarından birbirine yanaştırın. İşte size bu öykünün başladığı yer...

Günlerden bir gün, dürbünüyle kuş gözlemlemeye çıkan Warre, çalılıkların dibinde yatan tuhaf görünümlü minik şeye rastlar.
Onun bebeğe benzeyen bir kuş mu , yoksa kuşa benzeyen bir bebek mi olduğunu bir türlü kestiremez. Etrafta kimsecikler yoktur. Warre de bu tuhaf görünümlü kuş bebeği alıp evine götürür. Karısı Tine onu kendi çocuklarıymış gibi besleyip büyütmek ister. Ama bu miniğin kanatları vardır...

Hollandalı şair-yazar Joke van LEEUWEN'IN yazıp resimlediği, birbirinden renkli kahramanlarıyla temposu hiç düşmeyen bu absürt, esprili, ilginç romanı okurken sayfalarında kaybolacak, hiç bitmesin isteyeceksiniz. Bağlanmanın, hayallerin, vedalaşmanın sıradışı öyküsü Cik!, en sevdiğiniz kitaplardan biri olmaya aday.

Mo'nun Gizemi

Kütüphane derslerimizin birisinde bu kitabı bulup okumaya başladım ve gerçekten çok saran bir kitap " Mo' nun gizemi". Bazılarınız okumuş olabilir(olmayabilir de) ama ne olursa olsun okuyun ikinci kez yeniden ilk kez hiç fark etmez. Çinli ve Japonlu bilim adam ve kadınının çatışmalarından tutun da, garip 4 tane kişinin deniz kenarındaki ilginç şeyleri toplamalarına kadar her şey var. Gerçekten okumanızı öneriyorum hatta önermiyorum okuyun diyorum...:)))

Mo' nun Gizemi:

Yazar: Gülten DAYIOĞLU

Baskı: Mayıs 2014

Yayın Evi: Altın Kitaplar Yayın Evi

Arka Kapaktakiler:

Avusturalya'ya gidiyordum. Uçakta her haliyle garip ve gizemli, genç bir adamla tanıştım. Kendisi genetik mühendisiydi. Onunla insan kopyalama olgusu üzerine, ürperti verici konuşmalar yaptık. Daha sonra o bana, roman yazmam için, yürek hoplatıcı bir serüven aktardı. Bu serüveni, birbirlerine tutkulu bir aşkla bağlı olan, Defne ve Burç adında, liseli iki genç yaşamıştı.

Böylece her sayfasında, acaba sorusuyla insanı kuşatan, bu soluk kesici roman ortaya çıktı. Ne var ki, bu olayda aklıma takılan bazı soruların yanıtlarını, hala bulabilmiş değilim:

Yol arkadaşım Burç, gerçek bir insan mıydı?

Yoksa ben, gen teknolojisi ve canlı kopyalama yöntemiyle, laboratuvarda oluşturulmuş biriyle mi yolculuk yapmıştım?

   

    




Perşembe, Ekim 30, 2014

Aylardır Yazmadığım İçin Özür Dilerim...

Bildiğiniz gibi bu sene 7. sınıf oldum ve okulum sağ olsun bizi hiç rahat bırakmıyor... Her Pazartesi ayrı bir sınav oluyoruz ve aralara da yazılıları serpiştirdikleri için resmen nefes alamıyoruz. Bu yüzden yazamıyorum... Ama bir günlük istisnai bir durum oldu galiba. Bu durumdan şikayetçi olmayan bir öğrenci yok okulumuzda ama okul inatla ve ısrarla sınav da sınav, sınav da sınav diyor. Anlamıyorum geçen yine sınav oluyoruz Türkçeden 10 metrelik paragraflar ve başı ayrı ortası ayrı sonu ayrı bir şeyi anlatıyor. Matematikten ise otur da üstünde düşün lük sorular.. Ben de yetiştiremeyince bunaldım ve ağladım. Daha okulun kendi öğretmenlerinin bile çözemediği sorular soruyorlar. İki tane öğretmende ayrı bir şey diyor. Tabii ki de sınavım bu olanlardan sonra kötü geçti... Geçen senede TMD 3 zor gelmişti. Hatta genel kuruldan iki kez eski Matematik bölümü başkanı gelip " Evet bu sınav gerçekten zordu!" dedi. Annemin bu konudaki düşüncesi bu 3. sınavlar eleme sınavlarıymış. Offfffffff, keşke hiç büyümesek de 6. sınıftan sonra hemen 1. sınıfa geçsek ne kadar güzel olurdu.

Cuma, Ekim 10, 2014

Yeniden Merhabaaaa!!

Uzun zamandır görüşemediğimiz için çooooooook özür dilerim.
Uzun zamandır yazı yazmamamın sebebi (söylememe gerek yok diye düşünüyorum) okulların açılmış olması.Özellikle  Türkçe ve Matemetik Hocalarım sağolsun bu gidişle profesör olcaz....
Neyse şimdilik bu kadar ödev yapcam by by....

Pazartesi, Eylül 22, 2014

ARTIK HEM KİTAP HEMDE BLOG YAZARIYIM!!!!!

Yazıma başlamadan önce tatilin bitmesiyle ilgili bir şey söylemek isterim; okullar açılalı tam bir hafta oldu ve ben arkadaşlarıma kavuştuğum için çok mutluyum....Arkadaşlarımı ve okulumu ne kadar özlemişim; tabii bazıları tatil bittiği için çok üzgün (bunların arasında bende varım),genede hepimiz yeni bir yıla daha adım atmış olduk...


Artık hem blog hemde kitap yazarıyım...Dahası yazdığım kitapları milyonlar okuyor....Nasıl mı?WATTPAD sağolsun.WATTPAD ne?WATTPAD ne,evet güzel soru...WATTPAD,kitap yazıp yayınladığın bir paylaşım sitesi,sende başkalarının kitaplarını okuyarbiliyorsun başkalarıda seninkileri,eğer WATTPAD hesbı açmayı düşünürseniz (yada zaten açmış olanlar varsa) beni takip edin.Kullanıcı adım nazli-annabeth-24.
Gelelim blog yazarlığına...Öncelikler blogumuzu takip ettiğiniz için çok teşekkür ederim.Aslında blogu ilk yengemden gördük ve sonradan bizde blog açtık.Ben bloga çikolata ve paten maceramızın olduğu hafta katılmıştım.Yazıları okuyanlar bilirler neyden bahsettiğimi:-)O hafta bunun gibi bir sürü şey olmuştu...

Şimdilik görüşürüz...!

Cuma, Eylül 12, 2014

ÇOK ANİ BİR SÜPRİZ OLDU!!

Bu gerçektende çok ani bir süpriz oldu..!


Bu hafta salı günü çok normal bir gündü,küçük hanımefendiye bak,odayı o her dağıttığında kurulmuş gibi topla ve daha aklınıza insanın canını sıkan minik bir kardeşin neler yapabileceğiyle ilgili ne gelirse...
Akşam saatlerinde babam işten döndü ve gördüğüm şey beni şok etti;babam bir askeri okulda çalışıyor ve bazen oradaki öğrencilere dersleri için(askeri okul değince sadece aklınıza savaş eğitimi gelmesin aynı zamanda resim,spor,müzik gibi etkinliklerde var)eşyalar verilir ve bu sefer resim dersi için profesyonel boyalar verilmişti ve babam bana da getirmişti...Nerredeyse hayatım boyunca o boyalardan istemiştim ve en sonunda benim olduğu için çok mutluyum...                                                                                                                  
Biliyorum,benim yazılarım çok güzel olmuyor ve benim mantıksız cümlelerim canınızı sıkıyor yada ben öyle düşünüyorum ama bence blog yazmak çok eğlenceli şimdilik görüşürüz....:-D